BODRUM SARNIÇLARININ FISILTILARI
- Seda Öztek
- 18 Şub
- 2 dakikada okunur
Tarih boyunca yerleşimlerimiz ve yapılarımız hep suya göre şekillenmiştir. Hem gereksinim hem de keyif olarak suya yakın olmak isteriz. Suyun olmadığı yerlerde su deposu olarak kullanılan sarnıçlar ile çözüm bulunmuştur. Dışa kapalı olmalarından kaynaklanan bir de gizemleri var. Belki de bu yüzden benim için sarnıçlar her zaman çekici yapılar olmuştur.
Muğla sarnıçlarını ilk olarak yol hızla akıp giderken görmüştüm. Kocaman kubbeli bu yapıların sarnıç olduklarını öğrendiğimden beri araştırmak istemiştim. Bu yazıda merakımın peşinden beraber gideceğiz.
Sarnıçlarla ilgili bir çok okuma yaptım, Reha Günay'ın Bodrum kitabı yapısal gelişimi açıklama şekli, Deniz Çiler Erkan'ın makalesinin bakış açısı nedeni ile tekrar tekrar okuduğum çalışmalar oldu.
Bodrum yarımadasındaki yapıların geleneksel Anadolu mimarisinden farklı olmasını Reha Günay Bodrum kitabında şöyle açıklıyor: "Yarımadanın yol bağlantısı zayıf olduğu için, tüm yapı malzemelerin kervanlar ile taşınması zorunluluğunu getiriyor ve belli ölçülerde yapı malzemeleri kullanılabiliyor. Bodrum Evi tipi bu nedenle küçük odalara ve pencerelere sahip. Kervan düzeninin bir diğer getirisi ise yol boyu sıralanmış sarnıçlar."500-1.000m aralıkla sarnıçlar yapılmış ve günümüzde de güzargah aynı olduğu için yol boyunca inci dizileri gibi kubbeli sarnıçları izliyoruz.
Bodrumdaki sarnıçlara Kümbet, Gümbet adı veriliyor. Kümbet, Farsça kökenli bir sözcük ve kubbe-tümsek anlamına geliyor.
Yapının kendisi kubbe ile isimlendirilmiş. Ama neden kubbe kullanılmış. Neden yer üstündeler, asıl merak ettiğim konu bu. Diğer bölgelerde sarnıçlar toprak altında, tonozlu, büyük su depoları şeklinde.
Yine Reha Günay'a göre Bodrum bölgesi yapılarının geleneksel Anadolu mimarisinden farklı olmasının bir nedeni de bölgede erken dönemde yaşamış yerli halkın bıraktığı yapı tiplerinin 13. yüzyılda Türkmenler tarafından ele geçirilip sahiplenilmesi ve devam ettirilmesi. Burada tarihin erken dönemlerinde şekillendirilmiş yapı geleneği fazla değişmemiş.
Demek ki kubbeler buranın coğrafyası ve yağış koşullarından ortaya çıkmışlar. Düşününce bu bölgede yağmur, kış aylarında kovadan boşaltılmışçasına yağıyor. Bir anda yoğun bir sağanak yağış, sonra pırıl pırıl güneş. Gerçekten de Muğla Türkiye'nin en çok yağış alan 4. iliymiş. Kış aylarındaki yoğun yağışlara karşın yaz aylarında yağış yok denecek kadar az. Bu bardaktan boşanırcasına yağan yağmur aylarca nasıl saklanır? Kubbelerden hızla toplanıp, yer altına yarı gömülü (yani yeraltının sabit ısı özelliğinden de faydalanan) kapalı depolarda. İşte cevap burada.
Yapısal özelliklere bakalım. 7-8m çapındaki kubbeyi, silindir duvarlar taşır. Bu duvarlar kubbenin altında bir dış etek oluşturur. Bu etek boyunca dizili küçük açıklıklar vardı. Sarnıçların neredeyse yarısı gömülüdür. Küçük kapılarından girilip, merdivenlerden aşağı inilebilir. Yaz aylarından su seviyesi düşünce merdivenden inip, kovalarla alınan su girişteki yalaklara doldurulur. Duvarda eşya koymak için taş çıkıntıları olabilir. Sarnıç içinde su tutucu horasan harcı-sıvası kullanılır. Kubbe üstünde alem adı verilen yapı elemanları görülebilir.
Çoğu günümüze kadar ulaşabilmiş bu sevimli yapıları korumak üzerine üretilmiş bir çok proje ve fikir var. Özellikle yazın Bodrum'da yaşanan su sorununa çözüm olarak sarnıçlara tekrar işlev kazandırma projeleri sık sık konuşuluyor. Bence sarnıçların asıl değeri bu bölgede su toplama ve saklama mekanikleri. Geleneksel yöntemleri modernize ederek yağmur hasadı konusunda rehber olmak üzere yerlerinde duruyorlar.
Sarnıçları tekrar canlandırmalı, gizemli hikayelerini duyabilmek için içlerine bakmalıyız. Belki yeni işlevler için ne istediklerini bize fısıldarlar.
Comentários